Perşembe

futbol asla sadece futbol...



milyonlarca avro, boy boy rengarenk fotoğraflar, uçuşan sözleşmeler, evler, arabalar, kadınlar... bir diğer yanda tribünler, kavga, küfür, insan dövdürmeler... hemen yanında basın, bunu da yazın. bir haberle parlayan ya da sönen takımlar topçular. tozlu köşelerde bir "ne sağcıyım ne solcu futbolcuyum futbolcu" söylemi. aman çocuğum ne okuyacak, ya topçu ya popçu keza... velhasıl, oyundan bir yana, her şey olmuş futbol. güzellik getirdiği gibi çirkinliği de kapitalizmi de sömürüyü de getirmiş. roma'ya gol atınca nazi selamı çakan lazio'lu da bu çılgın dünyanın parçası olmuş, dünya kupasında maç oynamak için uçak parası çıkışmayınca evini ipotek ettiren teknik direktör de.. ya da anti-racista toplantılarının da başlığı futbol, inanılmaz ihalelerle maç yayınlamanın, dünya'nın beleşe izlediği maçı üç beş kuruş uğruna avrupa'da yayınlamamanın ve hatta her sezon modern köle pazarlarının da başlığı futbol olmuş. çivisi çıkmış vesselam. oysa, joga bonito. güzel oyun şu futbol.




















peki başka bir futbol kültürü mümkün mü?

cinsel aşağılamalardan kaçınarak, bir ve beraber, sömürüden arınmış, serbest piyasa ekonomisinden uzak, sokak tadında, duvara çizilen yamuk kaleler güzelliğinde bir futbol.

rüya mı?

endüstriyel olmayan futbol. kendi sanayisini yaratmayan, insanı öğütmeyen ve lütfen öğürtmeyen, insanı merkeze alan futbol.

rüya mı?

hadi bu tartışılsın, hayal edilsin. buyrun 5 aralık günü gerçekleştirilecek panele: http://www.forzalivorno.org/solacik/



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder