Cumartesi
kaybolayazı
kaybola hayrola.
ne sesimin tonu kalmış, ne kelimem, ünlemim, hitabetim, hikayetim.
bi atalet, bilmem nasıl gider.. [tuhaf, hem içine çeker.]
hem nereye gider? gittiği yere gitsek, biz dönsek o beride kalsa?
hele hele "üretim"se adamın bel bağladığı, gayrısı özgürleştirmiyorsa, düşünmeden duramıyor, bilmeden duramıyorsa, ve rağmına yahut inadına hımbılsa.. çürütür efendim, çürütür. maalesef ve maatteessüf.
çürüme adamım, beyim, yarenim. dur. sıkılma, yetti gayrı. bilesin ki, yanında, arkanda herkes. yerin can olmuş. omuz omuza na böyle:

çiçek açasın.
Salı
zeytin dağlarında tabakam kaldı dört yanıma baktım karakollar aldı

edremit zeytincileri, "zeytincilik yasası"nda yapılan ve zeytinliklerde talanın önünü açan yasa değişikliğini protesto etmek için imza kampanyası düzenlemiş.
yukarıdaki harika zeytin ağacı, israil-filistin barışı için çalışan bir grup aktivistin sitesi olan http://thetikkuntree.wordpress.com/about/ 'dan aşırılmıştır.
sol anahtarı

sanıyorum bir ovada (ova kaldı mı hala?) iki ordu karşı karşıya geldiğinde, orta noktaya tepeden bir cazband inse, sallasalar yuvarlasalar, bir çığlık çiziktirseler kulaklara o savaş olmaz, herkes elinde belinde ne varsa bırakıverir oracığa, zırhlar iner, dans bile ederler azizim kertenkele. (hmm naif bir fikir mi? benden uzak olsun naiflik.) bunu düşündürdü bana bir "the soul jazz orchestra" konseri.
binbir yolu var sevişmenin;
insan sevişerek sevişir,
bazen dövüşerek sevişir,
bazen de müzikle/sesle sevişir.
şu insan yok mu, sevi varsa sevişir. insanlık neredeyse, sevi oradadır. ve insanlık mutlak surette bir saksafon tınısındadır. ve bazı müzikler birer özgürlük çığlığıdır. saz da caz da yürekle dinlenir anlaşılan. anadoludanmış, afrikadanmış manasızlaşır, ne mesafe ne sınır artık.
ve efendim, caz kahvaltıda gümüş tepside değildir. sokakta olabilir, yürekte, gecede, tüm coğrafyalarda, toprakta, gökte, içte, hiçte, her yerde olabilir. paralı da değildir caz.
nasıl bir dile hapsolmuşuz ki "caz yapmak" diye bir deyimimiz var? bunu diyen dil kimbilir daha neleri ıskalar? caz cut etme! hayır efendim, caz cuz ediniz. yanınızdakini öpüp bir tur döndürünüz kendi etrafında.
evet, hamfendiler beyfendiler caz yapınız, yaptırınız.
ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı

Hanımlar, efendiler, Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde 8 Kasım 2009 tarihinde Kadıköy Meydanı’nda bir miting düzenleniyor. Hazırlıkları da forumlu, morumlu, ufak kokteylli bir toplantıyla sürüyor. Duyurulur.
avcumuzun dışı dünya
Geçen hafta perşembe, Amerika Halkları için Bolivarcı Birlik (ALBA) üyesi ülkelerin sosyal ve yerli halk hareketlerinden gelen 700’den fazla heyet Bolivya'da Cochabamba yakınlarında toplandı.
Toplantının başlıklarını topluluk ekonomileri, iklim değişimi, gıda özgürlüğü, otonomi oluşturdu.
Darısı başımıza.
müdür müdür müdür?
dün öğle saatlerinde 4 halkevci, kendini bursa iş-kur'a zincirlemiş efendim. üniversite mezunu olup iş bulamayan gençler iş ve sosyal güvence taleplerini böyle bir protestoyla ifade etti. duyması gerekenlere yöneltilen bu haklı çağrıya cevap tabii ki gecikmemiş ve bursa iş-kur müdürü bilmem kim, polisten eylemcileri gözaltına almasını istemiş.
Cuma
ooo, champs-elysées
binlerce binlerce euro'ya eldivenlerin satıldığı, gocukların senelik ev kiramızdan pahalı olduğu yer champs-elysées, bu sabah karga bokunu yemeden çiftçilere teslim oldu. fnsea (ulusal tarım işletmeleri sendikaları federasyonu) önderliğinde gerçekleştirilen eylemde, tarımsal ürünlerin fiyatını düşürerek krizin faturasını halka kesen sarkozy başta olmak üzere ülke politikaları protesto edildi. sütten buğdaya, meyve sebzeden ete, düşen fiyatlar, çiftçiyi zor durumda bırakıyor. paris'le eşzamanlı olarak toulouse, rennes, poitiers, clermont-ferrand'da gerçekleştirilen eylemlerde tarımın ve çiftçilerin korunması için devlete seslenildi.
fotoğraf radikal'in internet sitesinden aşırılmıştır.
kreş hakkı korteji

25 ekim'de Ankara'da kadınlar kreş hakkı için toplanıyor. "Halkevci Kadınlar" tarafından örgütlenen ve geniş çapta destek bulan kadınların talebi, nitelikli, temiz, parasız, kamusal kreş. Bireyin en temel özgürlüklerinden biri olan çalışma hakkının kadınlar açısından gerçekleşmesi, lafta kalmaması, ancak 1-6 yaş arası çocuklara yönelik eğitim veren, bakım sağlayan kreşlerle mümkün. "iş, aş, kreş istiyoruz" diye haykırıyor kadınlar. evlere hapsolmayınız. sokaklar, yaratılar, sosyal hayatta yer almalar hakkınız. yasal metinlerde eşitiz, bazılarımız daha eşit. erkek egemen düzene karşı, yürüyün kadınlar!!!
Perşembe
yer: samsun cumhuriyet meydanı

türkiye mühendis ve mimar odaları birlği, kamu emekçileri sendikaları konfederasyonu, devrimci işçi sendikaları konfederasyonu, türk tabipleri birliği, el ele, omuz omuza, "karadeniz enerji çöplüğü olmayacak" mitingi düzenliyor. 24 ekim'de. sadece samsun değil, zonguldak, bartın, sinop, amasya, çorum, tokat, ordu, giresun, trabzon, rize ve artvin de mitinge katılıyor.
bir de efendim, bafra sulh ceza mahkemesi ormandan izinsiz yakacak yapacak nitelikte ağaç kesme & tarla açma suçundan kelli, 15 kişiye 590 adet fidan dikme cezası vermiş. ne mutlu. teşekkürler bafra hakimi.
gezme ceylan bu dağlarda seni vururlar -ceylanke parçe parçe
ceylan. diyarbakır lice'nin kırlarında, koyun kuzu otlatırken düştü ceylan. öldü. küçük ceylan bizler ne kadar yaşadıysak o yarısı kadar, çeyreği kadar yaşadı. asker mi, saçma mı, örtmenim ben yapmadım, o başlattı, burnunu karıştırdı tartışmaları süredursun, dün akşamüzeri ankara'dan bir ses geldi ceylan için. keskli kadınlar tarafından örgütlenen çok sayıda insanın katıldığı toplaşma'da ölen çocuklar, şiddet, hiçbir özel önlem alınmaksızın hapsedilen çocuklar protesto edildi.
hmm geçen günlerde taksim'de gerçekleştirilen aynı temalı buluşmayı da atlamayalım. aynı talepler, farklı şehirlerde bağırıldı bu sefer. taksim meydanında, ceylanın katili devlettir, çocuk katillerinden hesap soracağız yazılı pankart açan grup adalet istedi. bu kadar mı zor gördüğünü söylemek?
ceylan için bir ses de yazarlardan. 51 yazar, bu ölümün aydınlatılması, bir adalet tecellisi için ortak bildiri yayınladılar.
ve en nihayetinde bir te ce kimlik numarası olmaktan öteye gidemedi ceylan. devlet anlamaz ki koyun kuzu. ha ceylan, ha 3dsf2s98uk745n62 gibi tuhaf şeyler. benim en sevdiğim rengi bilmez ki devlet.
hadi, bu sefer adalet.
bir de hatıra;
gel gel sesini çıkar, erteleme
korkma adalet talep etmekten
gel gel ne olursan
kanını unut
barış isteği hepsinden güçlü...
bu link de, bir değerli insanın kaleminden yüreğinden:
ve en yenisi, en zinciri, en insanı.. bu akşam galatasaray meydanı'ndan tünel'e.. ceylan'ı öldüren militarizm.
Çarşamba
Salı
işçiler buluşuyor!

Kaos GL, lezbiyen, gey ve biseksüel işçilerin iş hayatında yaşadıkları sorunları ve çözüm yollarını, Ankara'da 24-25 Ekim'de tartışacak. Çalışma hayatlarında cinsel kimlikleri nedeniyle sorunlarla karşılaşan ve ayrımcılığa maruz bırakılan işçilerin aktörü olduğu buluşmada, sendikaların bu ayrımcılıktaki konumu da masaya yatırılacak.
fotoğraf çin'deki bir gaypride'dan aşırılmıştır.
appello per güler zere - sol açık

bir ses, bir nefes de italya'dan. adana demirspor-livorno maçında, şu anda en az kodes kadar, bürokratik kağıtlar arasında da hapis bulunan güler zere'ye destek çıktı. pankart, livorno gazetelerinden senza soste'de yer aldı. hmm maç mı? berabere: 0-0.
bir de efendim, geç kalmışız atlamışız, ama mazur görün daha doğmamışız, kartalspor boranlar taraftar grubu da taa bir ay önce güler zere'ye destek için toplanmış. endüstriyeline karşı olunca, ezilenle dayanışınca ne de güzel şu futbol.
kaynaklarım: http://www.senzasoste.it/corpi-potere/appello-per-guler-zere-in-solidariet-con-i-compagni-di.html
adana'daki maç ile ilgili bi de şu var: http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=53528
Pazartesi
sarımsaklansak da mı saklansak, saklansak da mı sarımsaklansak?

Ultra-modern, ultra-güvenlikli, ultra-tecrit, yepyeni Vivonne hapishanesine karşı yaklaşık 250 kişilik bir grup, Fransa Poitiers'de eylem yaptı. Yeni hapishaneye ağırlıklı olarak sol görüşlü ve bu nedenle hapiste bulunan mahkumların aktarılacağı söyleniyormuş.
Fotoğraf: www.liberation.fr
Bi de fransada banliyö olaylarıyla ilgili: http://www.birgun.net/city_index.php?news_code=1255168337&year=2009&month=10&day=10
Pazar
yunus denizde güzel
Senden benden biri, genç bir insan, Avcılar’da bir parkta gitar çalıp içki içtiği gerekçesiyle polis tarafından dövüldü. Beyin kanaması geçiren ve ayağı kırılan Güney Tuna’nın arkadaşları polis dayağını, olayın gerçekleştiği yerde içki içerek protesto etti.
PVSK (Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu) bu haliyle yürürlükte kalmaya devam ederse, çuval dolusu insan hakları ihlalleri gerçekleşecektir. Ve evet, yunus denizde güzeldir.
Biz de arkadaşınız Güney, şerefinize.
Fotoğraf: Timur Tarlığ / DHA
dersimiz özgür munzur

Dersim’de Munzur ve Pülümür Vadisi ve hatta Türkiye'nin ilk Milli Parklarından olan Munzur Milli Parkı'ndaki hayvanların yuvaları, kaplumbağa yumurtaları, ağaç kökleri üzerinde yapımı planlanan sekiz hidroelektrik santrali ve altı barajı protesto etmek amacıyla "Barajlara Dur De" mitingi düzenlendi. Cumartesi günü Dersim-Elazığ yolunda düzenlenen mitingi duyanlar duymayanlara anlattı, milletvekillerinden belediye görevlilerine, sanatçılara, sıfatlı sıfatsız, meslekli mesleksiz, duyarlı bir çok insan, bir çok yürek katıldı. Göz alabildiğine insan, Munzur'un katledilmesini protesto etmek amacıyla omuz omuza 7 km yürüdü ve DSİ'nin önünde oturma eylemi yaptı. Taşınan dövizlerde yazan “Munzur isyandır, isyanına sahip çık”, "Munzur be wayir niyo", "Munzur özgürlüktür Munzur barıştır, Munzur aşktır" dudak kenarlarımızı kulaklarımıza taşıdı.
Esnafların kepenk kapatarak destek verdiği miting, yalnız bırakılmadı. Mitingi duyurmak için Dersim sokaklarında halka piyesler sunan Tiyatro Umut'a da değinmeden geçmeyelim.
Baraj? Munzur'un kendi suyunda boğulması anlamına gelen HES ve barajlar projesinin 50 yıllık bir tarihi bulunuyor. Proje enerji amaçlı Uzunçayır, Akyayık, Kaletepe, Bozkaya, Pülümür, Konaktepe barajları ile Mercan ve Konaktepe I ve II HES’i kapsıyor. Yapımları Birleşik Devletler ve Türkiye menşeili şirketler arasındaki konsorsiyum denilen tuhaf organizmaya verilen inşaatlar ile ilgili davalar açılmış durumda. Herbiri 125 metre (İstanbul'u boğan gökdelenlerle hemen hemen aynı boyda) yüksekliğinde baraj duvarlarıyla Munzur deresini baştan başa kaplayacak. Proje kapsamında yalnızca Uzunçayır Barajı’nın yapımı tamamlandı ve geçen ay su tutmaya başladı. Mercan HES ise yapım aşamasında.
Hukuk? Konaktepe Barajı ve HES'leri için sekiz sene önce projenin usulsüz gerçekleştirildiği, inşası halinde Dersim doğasının yok edileceği, iklimin değişeceği, Dersimlilerce kutsal sayılan bölgede bulunan başta Munzur Baba olmak üzere birçok kutsal alanın sular altında kalacağı, yerleşim yerleri arasında, insanlar arasında iletişimin kopacağı, arkeolojik değerlerin yok edileceği, millipark sınırları içinde bulunan çok sayıda endemik bitki ve hayvanın yok, yani Y O K olacağı iddiası ile Bakanlar Kurulu kararının iptali için Danıştay'a dava açıldı. Danıştay kararı iptal etti, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu iptal kararını bozdu ve bu pinpon maçı AİHM'ye taşındı.
Sizlerle yaşıyoruz.
Fotoğraflar: www.munzurca.com
serim düğüm
Bir garip dünyada yaşıyoruz. Bir GSM operatörü bizlere "özgürlük" vaadederken, "daha çok mutluluk için daha çok alışveriş" reçetesi öneren cicili bicili reklamlarla karşılaşabiliyoruz. Ya da bazı görüşler, sazda sözde değil de markalarda kendini anlatmaya çalışıyor. Onu giysem bucuyum, bunu giysem şucuyum, hele izm'ler yok mu... Che, donda rozette kaybolmuş, içi boşalmış, bazıları ise tümden unutulmuş, yassahlanmış.
Rakamsal olmayan ifadeler de anlam ifade etmiyor. Fiyat, tarih, yaş ve daha bir sürüsü: Sayılar çöplüğü! Paha ile değer karışmış, mana yitmiş, anlam başkalaşmış.
"İnsan" değil de, kafa kol ayak olmuşuz. Birileri başta, birileri ayakta. Yürek?
Oysa özgürlük sokakta, mutluluk özgürlükte, hep bir ağızdan türkü söylemede, adalet taleplerinde. Tam da bu yüzden, amatör, karınca, kararınca, küçücük, fıçıcık, içi dolu turşucuk bir derleme yapma niyeti oluştu. Sağdan soldan yükselen sesler, gazete köşelerinde, kaldırım taşlarında yitmesin, damlaya damlaya göl olsun, birlik olsun, kardeşlik olsun, aşk olsun diye burada birikmeye çalışacak. İşte bu nedenle, sarı kuru yaprak, hışırtılı adımlar, hafif ürpertiler, dama damlayan yağmurlar mevsiminde, her şey süpürülürken süpürülemeyen sonbaharda, miskin bir günde koyuluyoruz yola.
Evet, hepimiz için aşk olsun.
Umut olsun.
Gelin canlar bir olalım.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

