Cuma

24 Kasım'da Migros'a değil, mahalle bakkalına



Haa, illa Migrossuz yapamamcıysanız veya tüketmeliyim tüketmeliyim her şeyi ucuza bolbolcana alıp damacanayla tüketmeliyimciyseniz, bir veya birden fazla günlüğüne bu keyfinize ara vereceksiniz efendim.

Artık Migros'a değil de Figros'a Tigros'a hatta Terkos'a mı gidilir, yoksa eski adet, bıyıklı, sevecen, göbekli, ucundan köşesinden maç muhabbeti, mahalle dedikodusu yapılan, veresiyeye açık, aldığınız ürünü kasasında bipbip diye öttürüp otomatik robotlaştırmayan mahalle/semt bakkaliyelerine mi dönüş yapılır bilemem... Size kalmış.

Zira 24 Kasımda, örtmene alınacak hediyeler ne Migrostan, ne Tansaştan ne de Şoktan olabilecek. Gidilecek, iskele çiçekçisinden demedi 1 liraya alınacak.

Grev var grev... Sözcük anlamının ne ifade ettiğinin pek bilinmediği, kavranmasının zor olduğu ve dillendirilişi insanı bir adım çekindiren toplumsal şartlar ve dönem içerisinde bulunsak da, artık yeniden bu sözcüğe anlam kazandırma vaktidir. Mahallemizin veya komşu mahallemizin içinde başlayacak ve nefes alacak, her birimize bir ekmek, bir çikolata, bir herhangi bir şey alınacak kadar yakın mesafede oluşagelecek, neredeyse evlerimizin içinden hissedilebilecek bir grev olacaktır bu. Malum, devir migros devri, hepimiz biraz migros, biraz şok, biraz tansaş. Olabildiğince migroslaştırılan yaşamlarımızda, bir süreliğine "bak orda şu daha ucuz, bak burda şu daha ucuz" denemeyecek.

Çünkü emek, insan emeği o kadar ucuz değil, daha ucuz hiç değil. Ucuzlaştırmaya çalışanlara bir tepki gerekiyordu ve nihayet geliyor. Herkes saygı duymalı, illa Migroslara gidilecekse, desteğe gidilmeli..

Her ne kadar bağlı bulundukları ve yönlendirici sendika pek sağlam pabuç olmasa da -Türk-iş'ten bahsediyorum elbette- Tez Koop-İş üyesi binlerce Migros, Tansaş ve Şok çalışanı grev kararı almış ve greve gidiyor. Sebep; ısrarla ve ısrarla işverenin toplu sözleşme görüşmelerinde taviz vermemesi, "kriz" döneminde çalışanının hakkını iyileştirici bir adımda bulunmaması... 1983'ten beri imzalanan toplu iş sözleşmelerinde uzlaşmazlık sonucu ortaya çıkan 3. büyük Migros grevi olacak bu.

Nicelik mi? 10000 küsür çalışandan söz ediliyor.

Adı geçen marketler muhakkak açılacaktır, ama saatler sürebilecek bir kasa kuyruğu oluşacağı da aşikardır.


Ya da bir bakmışsınız Koç ailesinin değerli fertleri ve tüm işini bilir patronlar toplaşmış, dayanışmış ve kasalara kurulmuş, sabahtan akşama bipbip öttürüyorlar ürünlerinizi. Yaparlar mı? Sanmam. Katlanabilirler mi? İnanmam...

Sendika ve Migros çalışanları, destek ve duyarlılık bekliyor.

Destek bizden, duyurmak bizden, duyarlanmak cümlemizden...


link: http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=27830
resim de google görsellerinden ara.

umut



herkesin desteklemesi, kimseciklerin "biptiğimin grevi yüzünden işim hallolmuyo" dememesi ve bilinçle yaklaşması ve tabii ki başarıya ulaşması umuduyla.

grevden gelen görüntüler, anlatılan dinletilenler yüzümüzü kara çıkarmadı. makinist kovalayan yolcu da var, destekleyen de, küfrü savuran da... işte ses böyle getirilir. teşekkürler kesk.

başa çalınasıca zam


istanbul büyük şehir belediyesince, geçen pazartesi metrobüs'le elbil'e yapılan zam avcılar'da protesto edilmiş. helal olsun. devamı gelsin.
mesela bir iki gün kimsecikler kullanmasa toplu taşımayı, koca cipte tek başına gidenler komşularını taşısa bir günlüğüne, belediyeler ve hatta patronlar destek verse, tüm dünya buna inansa, bir inansa...

fotoğraf www.sendika.org'dan kopyalanmış, bu blog'a yapışmıştır.

Perşembe

çocuk





harika harika harika.. o denli harika ki ahde vefasızlık ediyor ve yazıyorum. bayanlar baylar merdivenden kayanlar, 20-22 kasım arası, güzel izmir'in daha güzel beldesi dikili'de 3. dikili çocuk şenliği düzenleniyor. bir de üstüne çocuk hakları mitingi, daha ne isteyelim?

neden 20-22 kasım? çünkü bundan yarım asır önce, 20 kasım 1959'da cenevre çocuk hakları bildirgesi imzalanmış. çocukların haklarını korumaya yönelik uluslararası çerçevede imzalanan ilk belge olan cenevre bildirgesinin temelleri, eglantyne jebb tarafından "uluslararası çocukları koruma birliği" (international save the children union'dan mütercem) bünyesinde 23 şubat 1923'te atılıyor. (ne yani ilk türkiye icat etmemiş mi, biz yanlış mı hatmetmişiz?) sonracığıma 59 senesinin 20 kasımında birleşmiş milletler genel meclisi bildirgeyi genişleterek yayınlıyor ve o gün de evrensel çocuk günü ilan ediliyor. (yirmi üç nisan yalnız değilmiş)

bunun yanında bir de, uluslararası bağlayıcılığı daha yüksek, anlaşma mahiyetinde bir belge olan çocuk hakları sözleşmesi var. o ise yine bir 20 kasım'da, fakat yıllardan 89'da imzaya açılıyor. birleşmiş milletler üyesi tüm devletler imzalıyor. tüm devletler mi? rüya mı bu? tümü değil tabii ki. birleşik devletler ve somali bu anlaşmayı im-za-la-mı-yor.

amerika'nın yapamadığını dikili belediyesi en güzel şekliyle yapıyor. takdir, teşekkür ediyor, devamını yürekten diliyoruz.

Cumartesi

gidiniz, götürünüz efendim

kaybolayazı


kaybola hayrola.
ne sesimin tonu kalmış, ne kelimem, ünlemim, hitabetim, hikayetim.
bi atalet, bilmem nasıl gider.. [tuhaf, hem içine çeker.]
hem nereye gider? gittiği yere gitsek, biz dönsek o beride kalsa?
hele hele "üretim"se adamın bel bağladığı, gayrısı özgürleştirmiyorsa, düşünmeden duramıyor, bilmeden duramıyorsa, ve rağmına yahut inadına hımbılsa.. çürütür efendim, çürütür. maalesef ve maatteessüf.
çürüme adamım, beyim, yarenim. dur. sıkılma, yetti gayrı. bilesin ki, yanında, arkanda herkes. yerin can olmuş. omuz omuza na böyle:



çiçek açasın.

Salı

zeytin dağlarında tabakam kaldı dört yanıma baktım karakollar aldı


edremit zeytincileri, "zeytincilik yasası"nda yapılan ve zeytinliklerde talanın önünü açan yasa değişikliğini protesto etmek için imza kampanyası düzenlemiş.

yukarıdaki harika zeytin ağacı, israil-filistin barışı için çalışan bir grup aktivistin sitesi olan http://thetikkuntree.wordpress.com/about/ 'dan aşırılmıştır.

sol anahtarı


sanıyorum bir ovada (ova kaldı mı hala?) iki ordu karşı karşıya geldiğinde, orta noktaya tepeden bir cazband inse, sallasalar yuvarlasalar, bir çığlık çiziktirseler kulaklara o savaş olmaz, herkes elinde belinde ne varsa bırakıverir oracığa, zırhlar iner, dans bile ederler azizim kertenkele. (hmm naif bir fikir mi? benden uzak olsun naiflik.) bunu düşündürdü bana bir "the soul jazz orchestra" konseri.

binbir yolu var sevişmenin;
insan sevişerek sevişir,
bazen dövüşerek sevişir,
bazen de müzikle/sesle sevişir.
şu insan yok mu, sevi varsa sevişir. insanlık neredeyse, sevi oradadır. ve insanlık mutlak surette bir saksafon tınısındadır. ve bazı müzikler birer özgürlük çığlığıdır. saz da caz da yürekle dinlenir anlaşılan. anadoludanmış, afrikadanmış manasızlaşır, ne mesafe ne sınır artık.

ve efendim, caz kahvaltıda gümüş tepside değildir. sokakta olabilir, yürekte, gecede, tüm coğrafyalarda, toprakta, gökte, içte, hiçte, her yerde olabilir. paralı da değildir caz.

nasıl bir dile hapsolmuşuz ki "caz yapmak" diye bir deyimimiz var? bunu diyen dil kimbilir daha neleri ıskalar? caz cut etme! hayır efendim, caz cuz ediniz. yanınızdakini öpüp bir tur döndürünüz kendi etrafında.

evet, hamfendiler beyfendiler caz yapınız, yaptırınız.




ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı


Hanımlar, efendiler, Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde 8 Kasım 2009 tarihinde Kadıköy Meydanı’nda bir miting düzenleniyor. Hazırlıkları da forumlu, morumlu, ufak kokteylli bir toplantıyla sürüyor. Duyurulur.

avcumuzun dışı dünya

Geçen hafta perşembe, Amerika Halkları için Bolivarcı Birlik (ALBA) üyesi ülkelerin sosyal ve yerli halk hareketlerinden gelen 700’den fazla heyet Bolivya'da Cochabamba yakınlarında toplandı.

Toplantının başlıklarını topluluk ekonomileri, iklim değişimi, gıda özgürlüğü, otonomi oluşturdu.

Darısı başımıza.

müdür müdür müdür?

dün öğle saatlerinde 4 halkevci, kendini bursa iş-kur'a zincirlemiş efendim. üniversite mezunu olup iş bulamayan gençler iş ve sosyal güvence taleplerini böyle bir protestoyla ifade etti. duyması gerekenlere yöneltilen bu haklı çağrıya cevap tabii ki gecikmemiş ve bursa iş-kur müdürü bilmem kim, polisten eylemcileri gözaltına almasını istemiş.

Cuma

ooo, champs-elysées

binlerce binlerce euro'ya eldivenlerin satıldığı, gocukların senelik ev kiramızdan pahalı olduğu yer champs-elysées, bu sabah karga bokunu yemeden çiftçilere teslim oldu. fnsea (ulusal tarım işletmeleri sendikaları federasyonu) önderliğinde gerçekleştirilen eylemde, tarımsal ürünlerin fiyatını düşürerek krizin faturasını halka kesen sarkozy başta olmak üzere ülke politikaları protesto edildi. sütten buğdaya, meyve sebzeden ete, düşen fiyatlar, çiftçiyi zor durumda bırakıyor. paris'le eşzamanlı olarak toulouse, rennes, poitiers, clermont-ferrand'da gerçekleştirilen eylemlerde tarımın ve çiftçilerin korunması için devlete seslenildi.

fotoğraf radikal'in internet sitesinden aşırılmıştır.

kreş hakkı korteji


25 ekim'de Ankara'da kadınlar kreş hakkı için toplanıyor. "Halkevci Kadınlar" tarafından örgütlenen ve geniş çapta destek bulan kadınların talebi, nitelikli, temiz, parasız, kamusal kreş. Bireyin en temel özgürlüklerinden biri olan çalışma hakkının kadınlar açısından gerçekleşmesi, lafta kalmaması, ancak 1-6 yaş arası çocuklara yönelik eğitim veren, bakım sağlayan kreşlerle mümkün. "iş, aş, kreş istiyoruz" diye haykırıyor kadınlar. evlere hapsolmayınız. sokaklar, yaratılar, sosyal hayatta yer almalar hakkınız. yasal metinlerde eşitiz, bazılarımız daha eşit. erkek egemen düzene karşı, yürüyün kadınlar!!!

Perşembe

yer: samsun cumhuriyet meydanı


türkiye mühendis ve mimar odaları birlği, kamu emekçileri sendikaları konfederasyonu, devrimci işçi sendikaları konfederasyonu, türk tabipleri birliği, el ele, omuz omuza, "karadeniz enerji çöplüğü olmayacak" mitingi düzenliyor. 24 ekim'de. sadece samsun değil, zonguldak, bartın, sinop, amasya, çorum, tokat, ordu, giresun, trabzon, rize ve artvin de mitinge katılıyor.


bir de efendim, bafra sulh ceza mahkemesi ormandan izinsiz yakacak yapacak nitelikte ağaç kesme & tarla açma suçundan kelli, 15 kişiye 590 adet fidan dikme cezası vermiş. ne mutlu. teşekkürler bafra hakimi.


gezme ceylan bu dağlarda seni vururlar -ceylanke parçe parçe

ceylan. diyarbakır lice'nin kırlarında, koyun kuzu otlatırken düştü ceylan. öldü. küçük ceylan bizler ne kadar yaşadıysak o yarısı kadar, çeyreği kadar yaşadı. asker mi, saçma mı, örtmenim ben yapmadım, o başlattı, burnunu karıştırdı tartışmaları süredursun, dün akşamüzeri ankara'dan bir ses geldi ceylan için. keskli kadınlar tarafından örgütlenen çok sayıda insanın katıldığı toplaşma'da ölen çocuklar, şiddet, hiçbir özel önlem alınmaksızın hapsedilen çocuklar protesto edildi.

hmm geçen günlerde taksim'de gerçekleştirilen aynı temalı buluşmayı da atlamayalım. aynı talepler, farklı şehirlerde bağırıldı bu sefer. taksim meydanında, ceylanın katili devlettir, çocuk katillerinden hesap soracağız yazılı pankart açan grup adalet istedi. bu kadar mı zor gördüğünü söylemek?

ceylan için bir ses de yazarlardan. 51 yazar, bu ölümün aydınlatılması, bir adalet tecellisi için ortak bildiri yayınladılar.


ve en nihayetinde bir te ce kimlik numarası olmaktan öteye gidemedi ceylan. devlet anlamaz ki koyun kuzu. ha ceylan, ha 3dsf2s98uk745n62 gibi tuhaf şeyler. benim en sevdiğim rengi bilmez ki devlet.

hadi, bu sefer adalet.

bir de hatıra;

gel gel sesini çıkar, erteleme
korkma adalet talep etmekten

gel gel ne olursan
kanını unut
barış isteği hepsinden güçlü...

bu link de, bir değerli insanın kaleminden yüreğinden:

ve en yenisi, en zinciri, en insanı.. bu akşam galatasaray meydanı'ndan tünel'e.. ceylan'ı öldüren militarizm.

Salı

işçiler buluşuyor!


Kaos GL, lezbiyen, gey ve biseksüel işçilerin iş hayatında yaşadıkları sorunları ve çözüm yollarını, Ankara'da 24-25 Ekim'de tartışacak. Çalışma hayatlarında cinsel kimlikleri nedeniyle sorunlarla karşılaşan ve ayrımcılığa maruz bırakılan işçilerin aktörü olduğu buluşmada, sendikaların bu ayrımcılıktaki konumu da masaya yatırılacak.

fotoğraf çin'deki bir gaypride'dan aşırılmıştır.

appello per güler zere - sol açık



bir ses, bir nefes de italya'dan. adana demirspor-livorno maçında, şu anda en az kodes kadar, bürokratik kağıtlar arasında da hapis bulunan güler zere'ye destek çıktı. pankart, livorno gazetelerinden senza soste'de yer aldı. hmm maç mı? berabere: 0-0.

bir de efendim, geç kalmışız atlamışız, ama mazur görün daha doğmamışız, kartalspor boranlar taraftar grubu da taa bir ay önce güler zere'ye destek için toplanmış. endüstriyeline karşı olunca, ezilenle dayanışınca ne de güzel şu futbol.




Pazartesi

sarımsaklansak da mı saklansak, saklansak da mı sarımsaklansak?


Ultra-modern, ultra-güvenlikli, ultra-tecrit, yepyeni Vivonne hapishanesine karşı yaklaşık 250 kişilik bir grup, Fransa Poitiers'de eylem yaptı. Yeni hapishaneye ağırlıklı olarak sol görüşlü ve bu nedenle hapiste bulunan mahkumların aktarılacağı söyleniyormuş.



Pazar

yunus denizde güzel


Senden benden biri, genç bir insan, Avcılar’da bir parkta gitar çalıp içki içtiği gerekçesiyle polis tarafından dövüldü. Beyin kanaması geçiren ve ayağı kırılan Güney Tuna’nın arkadaşları polis dayağını, olayın gerçekleştiği yerde içki içerek protesto etti.

PVSK (Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu) bu haliyle yürürlükte kalmaya devam ederse, çuval dolusu insan hakları ihlalleri gerçekleşecektir. Ve evet, yunus denizde güzeldir.

Biz de arkadaşınız Güney, şerefinize.

Fotoğraf: Timur Tarlığ / DHA